Çarşamba, Mart 18, 2015

Çanakkale Geçilmez !...

Aslında ne çok söz var söylenecek, hangi klişeden başlasam bilemedim... Bu sebepten hiçbirini yazmamaya karar verdim. Belki bu da size sıradan gelebilir ama ben o en klasik ancak her duyduğumda gözlerimi dolduran, içimde isim veremediğim bazı duyguları coşturan malum şiiri görmek istedim duvarımda...


Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar... 
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar, 

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; 
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! 

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, 
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. 

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi, 
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 
"Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın. 

Hercümerc ettiğin edvara da yetmez o kitap 
Seni ancak ebediyetler eder istiab. 

"Bu taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına, 
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına, 

Sonra gök kubbeyi alsam da rida namiyle 
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle 

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan 
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan. 

Sen bu avizenin altında bürünmüş kanına 
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına. 

Türbedarın diye ta fecre kadar bekletsem, 
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem. 

Tüllenen magribi akşamları sarsam yarana, 
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana... 

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, 
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. 







Sorsalar mangalda kül bırakmayız aslında, biz miyiz vatansever? güldürmeyin Allah aşkına...

Onlar için en güzelini yine Mehmed Akif söylemiş, Bedr'in aslanları, Uhud'un aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Hepsinin ruhu şad olsun, Allah yardımcıları, Peygamber yoldaşları olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder