Cumartesi, Mart 28, 2015

Sercanla Yeni Bir Şal

En sonunda uzun zamandır hayalini kurduğum gibi tığ işi bir şala başladım. Model bulundu ve herzamanki gibi Sercandan fikirleşildi, bumu bumu, hangi ip olsa daha iyi olur vs. ama bu sefer değişiklik olsun diye Sercanımla başlayıp beraber örmeye karar verdik. Model ortak kararımızdı, uzun zaman önce internette gezerken bulduğum bi model, tabi benim bildiğimi sercanın bilmemesine imkan yok ve hatta benim bulduğum yerde modelin şeması daha bulanıktı, dur ben sana daha net olanını göndereyim dedi:)) ve şalı örmeye başladık...

Şimdilik ilk şema bitti darısı ikinci ve üçüncünün başına.


Şalımızın bitince görüneceği şekli ise aşağıda..


Umarım bitince bu kadar güzel görünür. Çok bilindik bir modeldir belki ama ben bulduğum haliyle şemalarını eklemek istiyorum..

1. şema


2. şema (sadece üstteki küçük bölüm, alttaki parça başka modele ait)

3. ve son şema

çok yakın zamanda bitirip eklerim son halini diye düşünüyorum çünkü örmesi gerçekten çok zevkli ve herkese tavsiye ederim...

Perşembe, Mart 26, 2015

''Sonunda Bitti'' :)

Selam millet... İlginç bir başlık oldu sanırım:) Hemen açıklama yapayım, hatırlarsanız geçen kaç yazımda elimdeki lokken şalı bitirmeye çalışıyordum ve neden bilmiyorum bugüne kadar ördüğüm en zor iş oldu. Hatta abartıp ben örgüyü hayatımdan çıkarıyorum deme noktasına geldim nerdeyse :) Aslında bir önceki lokkeni çok hevesle ve çok kısa bir zaman diliminde örmüştüm, bunu bende anlamadım neden böyle oldu. Sanırım kafamda yapmak istediğim en az bir milyon proje varken rica üstüne örmemden kaynaklandı. Projelerimi hayata geçirmek için sabırsızlanırken bitsin diye uğraştım, canım istemedi, gözüm başka işlerde, o benden kaçtı ben ondan:) Son 10-15 ilmeği keserken heyecandan ellerimin titrediğini hatırlıyorum:)))) Baya bir macera yaşadık kısacası bu lokkenimle ama başlıktada olduğu gibi ''sonunda bitti''.... Bitti ama sonuçta çok fena olmadı sanırım, resim benden karar sizden...

                      

Sağ resimdeki renkler aslına daha uygun, soldakinde parlama olmuş. İpimse Nako Vals ve gerçekten tavsiye ederim, iş bitince sonuç insanı gerçekten tatmin ediyor.

Ben her ne kadar lokkene sadık kalmaya çalışsamda arada bazı kaçamaklarım da oldu tabi ki:) Mesela bir komşumun kızı yeni evlenmişti ve ilk defa evine gittim, hediyelerinin yanında bir de el emeğim olsun istedim ve tabiki de keçeden bir magnet yaptım.

          

Şirin oldu bence, umarım Büşbüş'ümüzde severek kullanır.

Bir kaçamakta bu ayın motifleri oldu. Geç bile kaldım yapmakta, baktım olacak gibi değil hemen onları hallettim, motiflerim hazır, yanına ufak tefek hediyeler eklenip hemen kargoya gidecek. Bu aykiler Sacide Hanıma gidiyor. Önümüzdeki ay bu etkinlik bitiyor ama tekrarlamayı düşünüyor arkadaşlar ve onada seve seve katılırım. Eğlenceli bir olay bence bu motif etkinliği olayı, istediğin gibi kullanmak üzere bir dolu motif heyecanlandırıyor insanı.


Bunlar gidecek motiflerim. Birde işin güzel kısmı bana gelmeye başlayan motiflerim. Çoğu geldi, küçük bir kısmını bekliyorum, onlarında eli kulağında gelir. Ve ta ta ta ta..... benimkiler....


Canancım, Hülyacım, Elifcim... Hepinize teşekkür ederim kızlar, ellerinize emeğinize sağlık. Şimdi sıra bu motifleri hangi renkle birleştireceğimi seçmekte. Oğluşkonun yatağına örtü olacak büyük ihtimalle.. 

Bugünlükte benden bu kadar. Ben yeni bir şala başlamak üzere sahneden ayrılıyorum:)

Hepinize sevgiler, saygılar :))))




Çarşamba, Mart 18, 2015

Çanakkale Geçilmez !...

Aslında ne çok söz var söylenecek, hangi klişeden başlasam bilemedim... Bu sebepten hiçbirini yazmamaya karar verdim. Belki bu da size sıradan gelebilir ama ben o en klasik ancak her duyduğumda gözlerimi dolduran, içimde isim veremediğim bazı duyguları coşturan malum şiiri görmek istedim duvarımda...


Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar... 
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar, 

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; 
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! 

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, 
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. 

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi, 
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 
"Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın. 

Hercümerc ettiğin edvara da yetmez o kitap 
Seni ancak ebediyetler eder istiab. 

"Bu taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına, 
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına, 

Sonra gök kubbeyi alsam da rida namiyle 
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle 

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan 
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan. 

Sen bu avizenin altında bürünmüş kanına 
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına. 

Türbedarın diye ta fecre kadar bekletsem, 
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem. 

Tüllenen magribi akşamları sarsam yarana, 
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana... 

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, 
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. 







Sorsalar mangalda kül bırakmayız aslında, biz miyiz vatansever? güldürmeyin Allah aşkına...

Onlar için en güzelini yine Mehmed Akif söylemiş, Bedr'in aslanları, Uhud'un aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Hepsinin ruhu şad olsun, Allah yardımcıları, Peygamber yoldaşları olsun...

Pazartesi, Mart 09, 2015

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun ...

Selam kızlar, bu sefer ki merhaba en sonunda kendi evimden. Uzun gezmelerden sonra oğluşkomla evimize dönebildik. Doktor işlerimizden dolayı biraz uzadı gezmelerimiz. Oğluşkom biraz hastalandı, aslında hiç bir şeyi  yok gibiydi, ne ateş ne bişey, bundan dolayı bir tuhaflık hissediyordum ama bir türlü isim koyamıyordum. Birkaç kelimede olsa söylüyordu onu kesti, bize karşı ilgisizleşmeye başladı, bu arada sürekli kulaklarıyla oynuyordu, ilk İstanbul'a gittiğimizde babam bizi bir doktora götürdü ve orada öğrendik ki Yağız'ın kulaklarında hem sıvı, hem iltihap ve hem de ödem oluşmuş. Sesler Yağız'a su altında gibi gidiyormuş, sıvının yer değiştirmesine göre çoğu zaman duymuyor, duyduğu zamanlarda ise su altında gibi boğuk olduğundan algılayamıyormuş. Neyse ki tedavimizi olduk, iki antibiyotikten sonra kendine geldi, bir ay içinde baya toparlandı ve en güzeliyse bütün gün peşimde '' annneeeeeee '' diye koşuşturmaya başlaması oldu. Doktorumuzu beğendiğimizden tedaviyi aynı doktorla tamamlamak istedik, hem hastalıktaki gerilemeyi daha iyi gözlemler diye düşündük. Şimdi Ankara da tekrar kendi doktorunda devamlı bir takipte olacağız.

Bu arada el işlerine oğlumla ilgilenmek için biraz ara verdim. Şuan elimde geçen yazımda da olan lokken şal var, anneme söz verdiğim için bitirmem lazım ama bir türlü elim kalkmadı. Yine de araya bişeyler sıkıştırayım da bitmiş bir işim olsun istedim, geçtim keçelerimin başına. Baya zaman önce eve galeta aldığımızda kutusunu saklamıştım ben bunu kaplarım ve içine tığlarımı koyarım diye düşünmüştüm, bu güne kısmetmiş.


Bu şekilde dağıttım önce masamı baktım ne var ne yok diye, sonra koyuldum yapıştırmaya. 

                                  

Ortaya böyle bir tığ kutusu çıktı, oldukça basitti ama olsun en azında epeydir birşey üretemediğim için kendimi üzgün hissediyordum o duygu geçmiş oldu böylece. Kayınvalidem bendeydi ve çok beğendi kutuyu, sever böyle değerlendirme işlerini, Ona'da yapalım dedik ama kutudan başka yok, düşündük düşündük en sonunda plastik bir şişenin ağzını kesip yapmaya karar verdik.

                                  

Bunlarda böyle kayınvalidemin zevklerine uydun süslendi ve bitti. İkimizinde gönlü hoş oldu. Kızlar dua edinde şu elimdeki lokken bir an önce bitsin, güzel projelerim var ama bunu bırakırsam ömür boyu bir köşede bekler malum :))))

Son olarak hepimizin kadınlar günü kutlu olsun ve ağlayan kadınlar artık gülsün diyorum. Kadınlarına eziyet eden ve kendini insan sanan mahluklar unutmasınlar ki kadınlar onlara Allah'ın emanetidir... Anlayana fazla söze ne hacet....