Salı, Ekim 13, 2015

Ben Şimdi Kimden Vazgeçeyim ?...

Aslında hiç böyle hayal etmemiştim aylar sonra bloguma dönüşümü. Bir sürü resim arşivlemiştim bilgisayarımda, ördüklerim ve paylaşmak istediklerimle ilgili ama ne yazık hiç adetim olmayan şeyler yazmak niyetindeyim.
Nerden nasıl başlayayım ve konuya nasıl gireyim inanın bende bilmiyorum, dedim ya hiç adetim değil bu tarz konular ama ben bile böyle bir yazı yazacak hale geldiysem durum sanırım gerçekten kötü.
Ben bodoslama dalayım isterseniz, ana konumuz Ankaradaki patlama ama içimde yarattığı yaralar bu kadar değil. Patlamalara ve ölümlere o kadar alıştık ki ülkemde nasıl olsa buda unutulacak.
Bu yazıyı okuyan pek çok kişi eminim daha şimdiden acaba bu ne taraf diye düşünmeye başlamıştır. Ben 3 senedir çocuğunu büyütmekle meşgul olan, boş bulduğu her an örmekten büyük keyif alan, evinde işini yemeğini yapıp arkadaşlarıyla telefonda konuşan, hayatının en büyük atraksiyonu komşularla yaptığı kadın günü ve yine arkadaşlarıyla fellik fellik yüncü gezmek olan klasikten daha klasik bir TÜRK ev hanımıyım. Ne taraf olduğumu düşünenlere cevabımsa 'Allah aşkına arkadaşım ben bi taraf olsam ne olmasam ne'... Böyle bi isteğimde yok zaten.
Evet Ankara da patlama oldu, hem de burnumun dibinde, 3 senedir birine bırakıp markete dahi gidemediğim oğlumu her an elinden tutup götürebileceğim bir yerde. Kim yaptı neden yaptı bunları sorgulayacak kapasitem bile yok belki ama benim orada gördüğüm yüzlerce parçalanmış bedendi. Haberler 9 yaşında bir çocuğun öldüğünü söylediğinde aynı bir şehide yandığı gibi yandı içim. Annelik duygusumudur bilmem de artık hiç dayanamaz oldum böyle şeylere.
Şimdi bakıyorum her bir taraf birbirine küfretmekte, bela okumakta. Ben hem TÜRKüm hem MÜSLÜMANım, olamazsın diyorlar ve beni kendi içimde dahi bölmeye çalışıyorlar, kendimden şüphe ettiriyorlar ama evet ben Türküm bu toprakta büyüdüm asla satamam vatanımı atalarımın kanı var ve de Müslümanım Allah'a inanıyorum Muhammed'e inanıyorum, namazında örtününde Allahtan geldiğine inanıyorum (her ne kadar yapamasam da inanıyorum). Bunları da geçtim benim arkadaş ve aile çevremde Kürtte var, Alevide var, Ermenide var, Müslümanda var. Hangimizin ailesinde yokki. Biz birbirimizden kız aldık verdik bunca zaman, onlardan doğanlarla aynı kanı taşıyoruz, aynı sofraya oturuyoruz çoğu zaman....
Peki şimdi size soruyorum ben bu burnumun dibine kadar gelen olaylar olmasın diye, oğlum güzel bi ülkede yaşasın diye ne yapmalıyım veya kimi şuçlayıp, kime beddua edip, kimden vazgeçmeliyim, kimden taraf olmalıyım?
Evlilik yoluylada olsa aileme girmiş ve onlardan olan çocuklar için hiç düşünmeden canımı vereceğim kürtlerden mi geçeyim ki ben onların kendi şahıslarını da gerçekten seviyorum, oturup sohbet etmekten, zaman geçirmekten, gülmekten ağlamaktan gerçekten keyif alıyorum, artık onlar benim ailem, etim tırnağım nasıl ayırabilirim kendi benliğimden?
Yoksa evime alacağım bir iğne için yada hayatım hakkında vereceğim en önemli kararlar için hep akıl danıştığım, çünkü fikrinin bende çok önemli yeri olan alevi arkadaşlarımdan mı vazgeçmeliyim? Yıllarca yanında çalıştığım ve birgün hakkımı yemeyen, ailesine katan ve her gittiğimiz yerde benide kızı zannetmelerini sağlayacak kadar sıcak davranan alevi patronumdan mı?(patron deyince bile tuhaf geldi abi, baba yada amcamı demeliydim acaba)
Yada gece gündüz beraber yiyip içtiğim, 24 saatimi aynı evde geçirdiğim hayatımı paylaştığım, çocuğumu emanet edebildiğim Müslüman, Ermeni komşularımdan mı?
Peki ben bunların hiçbirinden vazgeçmek istemiyosam? Yada kimin yanına gitsem ondanmış gibi davranıp kandırmalımıyım, iki yüzlümü olmalıyım, kendimimi saklamalıyım böyle dahamı iyi olurum.
Yani bana diyorlar ki hayatını parçala, yani bana diyorlar ki mutlu olma, böyle dahamı iyi yetiştiririm çocuğumu. Siz benim küçücük dünyamdan ve mutlu huzurlu hayatımdan vazgeçmemi istiyorsunuz farkında mısınız? Benim ananelerim ve benim dinim bana bunu söylemiyor ama, hiç bunu düşünüyormusunuz, bu insanların bende, benim de onların üstünde onca hakkım varken ben şimdi onlara hadi işler değişti hepiniz defolun dersem Allah bana kul hakkını sormayacak mı? Biz ne zaman başlayacağız baktığımızda karşımızdakinin bir İNSAN olduğunu görmeye.
Bense bu olanlara tepki olarak bu insanların hepsini sevmeye devam edeceğim, kimseye örtüsü için, gittiği kilise ve ya cami için konuştuğu dil için, inandığı değerler için beddua etmeyeceğim, karalamayacağım, eğer varsa bir yanlış karşımdakini cehennemlik ilan etmek benim haddim değil, belkide o cehennemlik benimdir buda kimsenin üstüne vazife değil.
Ben barıştan yanayım ve bunu önce kendi hayatıma geçirip çocuğuma bunu öğreteceğim...

Çarşamba, Haziran 17, 2015

SAPANCA’DAN SELAMLAR:)))))

En sonunda Sapancadayız ve tatilimize başlayabildik. Bu keyfe başlayabilmek için biraz zorlandık ama cefa olmadan sefa sürülmüyor malumunuz…  Geçtiğimiz bir ay bol yorulmalı, bol koşturmacalı, bol kafa patlatmacalı oldu her manada. Temizlik, yerleşme, yanıma ne alsam, hangi yünlerimi kumaşlarımı iplerimi şişlerimi tığlarımı götürsemJ,   kışlık evi temiz bıraksam ‘ki ben gidene kadar eşim ne hale sokacak orası ayrı bir mevzu’, ne zaman gidelim, havalar düzelmedi, bu hafta olmadı, bu hafta seçim var, bu hafta öyleydi böyleydi derken 3 hafta geç kaldık planlarımıza. Bu sürüncemin arasında elişlerimde saçma sapan bir hal aldı, tam iki hafta boyunca hergün bütün gün örüp yatmadan önce ördüklerimi söktüm J

Araya birde 8. Yıla giren evliliğimin yıldönümünü sığdırdım. 



Kocacığımın komşulardan gizleyerek, arkasına tuta tuta getirdiği çiçeğimJ
Evliliğimizin başlarında bir alışma süreci yaşadık tabi ama zamanla insan birbirinin huylarına alışıp kabullendikçe herşey daha da güzelleşiyor. Seviyorum bu sıradan olmayan, tepeden tırnağa kendine özgü bir tarzı olan, lafın kısası klasik bir kova erkeği olan bu adamı. Umarım hayatımın son gününe kadar yanımda olur…

Lafı uzattım ama hepsi geçti gitti ve en sonunda size şu manzara eşliğinde yazmaya başlayabildim.


Sitemiz güzel, huzur verici, çocuklar içinse gerçekten vazgeçilmez bir nimet. Her tarafımız ağaçlarla, türlü türlü çiçeklerle, oksijenle, su sesi ve kuş cıvıltılarıyla dolu. En önemlisi çocuklar toprakla tanışıp meyveyi dalından koparıp yiyorlar. Kardeşim ve  ben 3 çocuğumuzla ‘çıkarabildiğimiz kadar’ keyfini çıkarmaya çalışıyoruz.


Güllerimiz ve ortancalarımız açmış….


Nar çiçeklerinin rengi muhteşem. Bu renge aşığım sanırım , birönceki yazımdan hatırlarsanız mutfak dolaplarınıda narçiçeği rengine boyatmıştım…




Bir de belki pek çoğunuz biliyorsunuzdur ama benim sadece burda gördüğüm ve çok hoşuma giden bu ağaç var heryerde  paylaşmak istediğim…
Neyse dönelim hayatımın  vazgeçilmezlerinden biri  olan elişlerime…
Dediğim gibi çok verimli bir ay geçirdiğimi söyleyemem bu konuda, sürekli ördüm söktüm ama yinede ufak tefek işler çıktı ortaya.
Ufak tefek iş deyince, iş çıkaramadığım her zaman yaptığım gibi yine keçelere saldırdım önce. Komşumun kızlarının ne zamandır istediği, bari gitmeden yapayım dediğim keçeden telefon kılıflarını yaptım önce, onlar seçti modelleri pinterestten, banada kesip dikmek kaldı..


                          

Bir türlü örmek için şal modeli vs. bulamadığımdan aslında pek tarzım olmayan bir şey denemeye karar verdim ve yazlık bir bluz örmek istedim.
           
                          



 Alizenin aura’sını kullandım ve gerçekten yürekten tavsiye derim bu tarz bişeyler örmek isteyenlere. İlkönce örerken çok sert geldi olmazmı acaba dedim ama bunuda sökmek istemedim açıkçası ve örmeye devam ettim. Bitipte ütü değince pamuk gibi oldu, bayıldım. Birtanede kendi cüsseme uygun örmeyi düşünüyorum  J
Son olarak yazlık motif etkinliğindende geri kalmadım ve katıldım. Nilgüncüğüm düzenlemiş, iyi de yapmış,. Motifimiz bu ve ben ilk ay Nilgün’e örüyorum bakalım sınıfı geçirecekmi bana :P



Yünümüz Alizenin Divası ve ben gidip renkleri görünce kendimden geçtim, yine gerekli gereksiz ne varsa topladım geldim…


Nasıllar ama insanın yün olası ! geliyor dimi J

Bebişler ben yüzmeye gidiyorum, öpüldünüz…   JJJJ






Cuma, Mayıs 08, 2015

Tığ İşi Şalım Bitti...

Hanımlar merhaba :))

Sercan'la başladığım şalım bitti, aslında çok oldu biteli ama araya giren milyonlarca işim olunca bir türlü resimleyip yazamadım, hatta hediye bile gitti ama hala yazı yok :( Baktım çok geciktiriyorum uykum olmasına rağmen hazır vakit bulmuşken yazayım bari dedim.

Öncelikle son zamanlarda yaptıklarımdan bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz şala başladığım yazıdan sonra araya küçük bir çekiliş sığdırdım, sonra katıldığım motif etkinliğinin son ay motiflerini ördüm. Yine Ankarayı terkedip Sapanca'ya, yazlığı temizleyip kullanıma açmaya gittim. Karşı komşumuzun torunları büyüdüğü için onların küçük sandalyelerini elden çıkarıyordu ve sandalyeler biraz kötü durumda olduğu için bana da teklif etmek istemiş ama çekinmiş (tabi bendeki marifetleri bilmiyor:)) elinde görünce ben istedim.


Sandalyelerin durumu buydu. Sağlam ama çocukça kullanılmış normal olarak. 


Zorda olsa iyi bir zımpara, tek kat vernik (doğallığı bozulmasın fazla diye ikinci kat vernik atmak istemedim.) ve kare bulamasamda yuvarlak minderlerle bence gayet şık oldular ve oğluşkom ve Cemre ablası sevdiler, buda bana yetti...


Sandalyelerimizin son halide bu. Bendeki de ne iş aslında ev temizlemeye gidiyorum ve araya yinede bu tarz bişeyler sıkıştırıyorum, gerçi ben sıkıştırmıyorum bir şekilde beni buluyorlar. Evde tadilat olduğundan dolayı baya bi inşaat pisliği vardı, bir de üstüne çok kötü hastalanınca baya zorlandım.


Evi bu halden.....


Bu hale getirmek için baya bir çaba sarfetmemiz gerekti. Lütfen ayrıntıyı kaçırmayalım, kaloriferde asılı olan çanta kardeşlerimin sürekli ilaç mümessili gibisin değiştir deyip dalga geçtikleri, eczanenin eşantiyon verdiği bana da kullanımı rahat gelen elişi çantam, her daim yanımdan ayırmam kendilerini:D Bu kadar uğraşa değdi, yorulduk ama benim oğlum ve kardeşimin kızları için bu yaz iyi geçecek inşallah, daha şimdiden onlar tadını çıkarmaya başladılar bile, okulların kapanmasını sabırsızlıkla bekliyorlar. Geçen hafta okulların tatil olmasını fırsat bilip Cemre Hanım hemen geldi. Tabi bu bize yaradı, biz temizlik yaparken küçük hanım oğluşkomla ilgilendi.



İşte böyle böyle geçti günler. Şalımızı resimlemekte bu güne kaldı. 4 tane Loren ipim vardı ve yetmediğine inanamadım, o rengi bulmamada imkanım olmadığından dış kısmına yakın bir renk ekledim ama sonradan da çok kötü olmadı gibi geldi ve hatta hoşuma bile gitti diyebilirim.

      



Son resim aslının aynısı, ilk iki resim ışıktan dolayı farklı çıkmış. Şimdide Nilgünle başladığımız şalı örüyorum. Bundan sonra ki yazımda o şalı paylaşacağım ama bekleyemeyenler Nilgünün bloğundan şala ve şemasına ulaşabilirler.

Yakın zamanda görüşmek üzere:))))))







Çarşamba, Mayıs 06, 2015

Çekiliş Sonucu

Yaklaşık 15gün önce bir çekiliş düzenlemiştim ve geldik çekilişi yapmaya. Ben bu yazımı yazarken tarih 5 Mayısı gösteriyor ama yazımı yarın sabah yayına çıkarıcam.

Bu çekilişi yapmak bloğumu yeni insanlara tanıtmak ve yeni blogların varlığından haberdar olmak açısından benim için çok keyifli oldu, bu sebeptendir ki son olmayacağını düşünüyorum. Çekilişe katılım sayı olarak az gözükebilir belki ama benim için tatmin ediciydi. Önce sizlere çekilişe katılanları ve yayınlama durumuna göre katılım haklarını yazmak istiyorum.


  1. Nilgünün Dünyası - 2
  2. Emine Öztürk - 2
  3. Seher Aydın - 2
  4. Nazlı Misilli - 2
  5. Umut Şükran - 2
  6. Bir Bilene Sorsak mı - 1
  7. Mehpare01 - 2
  8. Pervin - 2
  9. Nestinemaa - 1
  10. Pembe Pamuk - 1
  11. Ayşe Gül - 1
  12. Gülseren Özkuruş - 1
  13. Derya Deniz - 1
  14. Aysun Yıldırım - 1
  15. Meral Özlem - 2
  16. Alaim-i Sema - 1
  17. Ulya Serpil - 2
  18. Özlem Ağır - 1
  19. Gamze Gmz - 1
  20. Nilgün Komar - 1
20 kişi ve toplamda 29 çekiliş hakkı olduğu için bilgisayarda program aramakla uğraşmadım ve çekilişi gayet babadan kalma yöntemle yani küçük kağıt parçalarına yazarak yaptım.


Önce üşenilmeden isimler tek tek küçük kağıtlara yazıldı...


Daha sonra katlanıp bir kaseye kondu. Sonra kaseyi eşime götürdüm seç içinden bi tane dedim, suratıma baktı bu ne dedi, bende seç bi tane işte dedim, tesadüf bugün hıdırellez ya ''aaaa dilek mi seçicem dedi'' :))  neyse biraz gülüşmelerden sonra ne olduğunu anlamasa da bir tane seçti ve talihlimiz belli oldu.....



İlk çekilişimin ilk talihlisi 'nestinemaa' oldu.. Katıldığı için kendisine çok teşekkür ediyorum ve umarım hediyelerini beğenir de, diğer çekilişlerime de katılımcı olur. Şimdi ona da mail yoluyla ulaşmaya çalışıp adres bilgileri elime geçtikten sonra en geç bir hafta içinde paketini göndereceğim.

Katılan herkese yürekten teşekkür ederim. Hepinize iyi geceler diyeceğim ama ben iyi geceler diyim, siz günaydın okuyun:)).....

Pazartesi, Nisan 20, 2015

ÇEKİLİŞ VAAARRR !...

Örgü ve Hobi Malzemeleri Çekilişi...

Elişi olsunda ne olursa olsun deyip, bir türlü örmeye, işlemeye, kesmeye, dikmeye vede en önemlisi almaya doymayan bir insanım malesef. 

Elimde olanları benim gibi ordan burdan yani her telden:) elişi yapmayı seven insanlarla paylaşmak güzel olur, blogumda biraz hareketlenir diye düşündüm ve bu çekilişi yapmaya karar verdim.

Resimleri görünce her telden demekle ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız :P






Umarım hoşunuza giden şeyler olmuştur. Şimdide çekilişe katılım şartlarına gelelim.

  1. Bir klasik kural olarak bloğumun izleyicisi olmak:) ve blogunda çekilişi duyurmak.
  2. Herhangi bir sosyal medya adresinizde çekilişi duyurmak +1 çekiliş hakkı olacaktır.
  3. Bu yazımın yorum bölümüne adınızı, şehrinizi, eğer sosyal medyada paylaşım yaptıysanız linkini birde mail adresinizi bırakmanızı rica ediyorum.
  4. Çekilişi 5 Mayıs 2015 de yapıp ertesi günde bloğumda yayınlayacağım. 1 hafta içinde mail yolu ile kazanandan cevap alamazsam çekilişi tekrarlayacağım. 
  5. Yurtdışı hariç kargo bedeli tarafımdan karşılanacaktır.
Şimdilik benden bu kadar, bu bir ilk ama son olmayacağını umuyorum. Katılan herkesede bol şans diliyorum...



Cumartesi, Mart 28, 2015

Sercanla Yeni Bir Şal

En sonunda uzun zamandır hayalini kurduğum gibi tığ işi bir şala başladım. Model bulundu ve herzamanki gibi Sercandan fikirleşildi, bumu bumu, hangi ip olsa daha iyi olur vs. ama bu sefer değişiklik olsun diye Sercanımla başlayıp beraber örmeye karar verdik. Model ortak kararımızdı, uzun zaman önce internette gezerken bulduğum bi model, tabi benim bildiğimi sercanın bilmemesine imkan yok ve hatta benim bulduğum yerde modelin şeması daha bulanıktı, dur ben sana daha net olanını göndereyim dedi:)) ve şalı örmeye başladık...

Şimdilik ilk şema bitti darısı ikinci ve üçüncünün başına.


Şalımızın bitince görüneceği şekli ise aşağıda..


Umarım bitince bu kadar güzel görünür. Çok bilindik bir modeldir belki ama ben bulduğum haliyle şemalarını eklemek istiyorum..

1. şema


2. şema (sadece üstteki küçük bölüm, alttaki parça başka modele ait)

3. ve son şema

çok yakın zamanda bitirip eklerim son halini diye düşünüyorum çünkü örmesi gerçekten çok zevkli ve herkese tavsiye ederim...

Perşembe, Mart 26, 2015

''Sonunda Bitti'' :)

Selam millet... İlginç bir başlık oldu sanırım:) Hemen açıklama yapayım, hatırlarsanız geçen kaç yazımda elimdeki lokken şalı bitirmeye çalışıyordum ve neden bilmiyorum bugüne kadar ördüğüm en zor iş oldu. Hatta abartıp ben örgüyü hayatımdan çıkarıyorum deme noktasına geldim nerdeyse :) Aslında bir önceki lokkeni çok hevesle ve çok kısa bir zaman diliminde örmüştüm, bunu bende anlamadım neden böyle oldu. Sanırım kafamda yapmak istediğim en az bir milyon proje varken rica üstüne örmemden kaynaklandı. Projelerimi hayata geçirmek için sabırsızlanırken bitsin diye uğraştım, canım istemedi, gözüm başka işlerde, o benden kaçtı ben ondan:) Son 10-15 ilmeği keserken heyecandan ellerimin titrediğini hatırlıyorum:)))) Baya bir macera yaşadık kısacası bu lokkenimle ama başlıktada olduğu gibi ''sonunda bitti''.... Bitti ama sonuçta çok fena olmadı sanırım, resim benden karar sizden...

                      

Sağ resimdeki renkler aslına daha uygun, soldakinde parlama olmuş. İpimse Nako Vals ve gerçekten tavsiye ederim, iş bitince sonuç insanı gerçekten tatmin ediyor.

Ben her ne kadar lokkene sadık kalmaya çalışsamda arada bazı kaçamaklarım da oldu tabi ki:) Mesela bir komşumun kızı yeni evlenmişti ve ilk defa evine gittim, hediyelerinin yanında bir de el emeğim olsun istedim ve tabiki de keçeden bir magnet yaptım.

          

Şirin oldu bence, umarım Büşbüş'ümüzde severek kullanır.

Bir kaçamakta bu ayın motifleri oldu. Geç bile kaldım yapmakta, baktım olacak gibi değil hemen onları hallettim, motiflerim hazır, yanına ufak tefek hediyeler eklenip hemen kargoya gidecek. Bu aykiler Sacide Hanıma gidiyor. Önümüzdeki ay bu etkinlik bitiyor ama tekrarlamayı düşünüyor arkadaşlar ve onada seve seve katılırım. Eğlenceli bir olay bence bu motif etkinliği olayı, istediğin gibi kullanmak üzere bir dolu motif heyecanlandırıyor insanı.


Bunlar gidecek motiflerim. Birde işin güzel kısmı bana gelmeye başlayan motiflerim. Çoğu geldi, küçük bir kısmını bekliyorum, onlarında eli kulağında gelir. Ve ta ta ta ta..... benimkiler....


Canancım, Hülyacım, Elifcim... Hepinize teşekkür ederim kızlar, ellerinize emeğinize sağlık. Şimdi sıra bu motifleri hangi renkle birleştireceğimi seçmekte. Oğluşkonun yatağına örtü olacak büyük ihtimalle.. 

Bugünlükte benden bu kadar. Ben yeni bir şala başlamak üzere sahneden ayrılıyorum:)

Hepinize sevgiler, saygılar :))))




Çarşamba, Mart 18, 2015

Çanakkale Geçilmez !...

Aslında ne çok söz var söylenecek, hangi klişeden başlasam bilemedim... Bu sebepten hiçbirini yazmamaya karar verdim. Belki bu da size sıradan gelebilir ama ben o en klasik ancak her duyduğumda gözlerimi dolduran, içimde isim veremediğim bazı duyguları coşturan malum şiiri görmek istedim duvarımda...


Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar taşlar... 
O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar, 

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor; 
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! 

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, 
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer. 

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi, 
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. 

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 
"Gömelim gel seni tarihe" desem sığmazsın. 

Hercümerc ettiğin edvara da yetmez o kitap 
Seni ancak ebediyetler eder istiab. 

"Bu taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına, 
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına, 

Sonra gök kubbeyi alsam da rida namiyle 
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle 

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan 
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan. 

Sen bu avizenin altında bürünmüş kanına 
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına. 

Türbedarın diye ta fecre kadar bekletsem, 
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem. 

Tüllenen magribi akşamları sarsam yarana, 
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana... 

Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, 
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. 







Sorsalar mangalda kül bırakmayız aslında, biz miyiz vatansever? güldürmeyin Allah aşkına...

Onlar için en güzelini yine Mehmed Akif söylemiş, Bedr'in aslanları, Uhud'un aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Hepsinin ruhu şad olsun, Allah yardımcıları, Peygamber yoldaşları olsun...

Pazartesi, Mart 09, 2015

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun ...

Selam kızlar, bu sefer ki merhaba en sonunda kendi evimden. Uzun gezmelerden sonra oğluşkomla evimize dönebildik. Doktor işlerimizden dolayı biraz uzadı gezmelerimiz. Oğluşkom biraz hastalandı, aslında hiç bir şeyi  yok gibiydi, ne ateş ne bişey, bundan dolayı bir tuhaflık hissediyordum ama bir türlü isim koyamıyordum. Birkaç kelimede olsa söylüyordu onu kesti, bize karşı ilgisizleşmeye başladı, bu arada sürekli kulaklarıyla oynuyordu, ilk İstanbul'a gittiğimizde babam bizi bir doktora götürdü ve orada öğrendik ki Yağız'ın kulaklarında hem sıvı, hem iltihap ve hem de ödem oluşmuş. Sesler Yağız'a su altında gibi gidiyormuş, sıvının yer değiştirmesine göre çoğu zaman duymuyor, duyduğu zamanlarda ise su altında gibi boğuk olduğundan algılayamıyormuş. Neyse ki tedavimizi olduk, iki antibiyotikten sonra kendine geldi, bir ay içinde baya toparlandı ve en güzeliyse bütün gün peşimde '' annneeeeeee '' diye koşuşturmaya başlaması oldu. Doktorumuzu beğendiğimizden tedaviyi aynı doktorla tamamlamak istedik, hem hastalıktaki gerilemeyi daha iyi gözlemler diye düşündük. Şimdi Ankara da tekrar kendi doktorunda devamlı bir takipte olacağız.

Bu arada el işlerine oğlumla ilgilenmek için biraz ara verdim. Şuan elimde geçen yazımda da olan lokken şal var, anneme söz verdiğim için bitirmem lazım ama bir türlü elim kalkmadı. Yine de araya bişeyler sıkıştırayım da bitmiş bir işim olsun istedim, geçtim keçelerimin başına. Baya zaman önce eve galeta aldığımızda kutusunu saklamıştım ben bunu kaplarım ve içine tığlarımı koyarım diye düşünmüştüm, bu güne kısmetmiş.


Bu şekilde dağıttım önce masamı baktım ne var ne yok diye, sonra koyuldum yapıştırmaya. 

                                  

Ortaya böyle bir tığ kutusu çıktı, oldukça basitti ama olsun en azında epeydir birşey üretemediğim için kendimi üzgün hissediyordum o duygu geçmiş oldu böylece. Kayınvalidem bendeydi ve çok beğendi kutuyu, sever böyle değerlendirme işlerini, Ona'da yapalım dedik ama kutudan başka yok, düşündük düşündük en sonunda plastik bir şişenin ağzını kesip yapmaya karar verdik.

                                  

Bunlarda böyle kayınvalidemin zevklerine uydun süslendi ve bitti. İkimizinde gönlü hoş oldu. Kızlar dua edinde şu elimdeki lokken bir an önce bitsin, güzel projelerim var ama bunu bırakırsam ömür boyu bir köşede bekler malum :))))

Son olarak hepimizin kadınlar günü kutlu olsun ve ağlayan kadınlar artık gülsün diyorum. Kadınlarına eziyet eden ve kendini insan sanan mahluklar unutmasınlar ki kadınlar onlara Allah'ın emanetidir... Anlayana fazla söze ne hacet....





Çarşamba, Şubat 11, 2015

Ben Keçe Yaptım :)

Bu sefer ki merhabam İstanbul'dan.. Son yazımdan sonra İzmir'e gittim kuzucuklarımı görmeye ve 15 tatil için hep beraber İstanbul'a geçtik. Kardeşim, eşi ve küçük kuzucuk Zehra Hanım döndüler İzmir'e ama büyük kuzucuk Cemre'm ilk defa annesinden ayrı olarak benimle kaldı İstanbul da, sadece geceleri uykusu geldiğinde biraz bizim iflahımızı kesiyor ama neyse ki bugün 18.20 uçağıyla gidiyoruz anasına:) Evet ben tekrar İzmir'e gidiyorum çünkü Ankara da oğluma akran kimse olmadığından, olanlarda uzakta olduğundan yalnız büyüyor ve bu ara ara çocuklarla beraberlikler ona da çok iyi geliyor, bizde biraz uzatalım dedik.

Bu arada bütün kış boyunca beklediğim, bütün Ankarayı esir eden ama bizim oraya (sanki ben Ankara'da oturmuyor muşum gibi) uğramayan karla bugün İstanbul da buluştuk ve çok mutlu oldum, en sonunda oğlumla kartopu oynayabildim. Oğluşkom sevinçten delirdi tabi bende onunla delirdim..
       
                            
 

Gezmek, eğlenmek güzel ama boş duranı da Allah sevmez diyerekten boş durmadım tabi.
Bu sıra keçe de yapmak istiyordum, malzemelerim de hazırdı, bende büyük işlere kalkışmadan önce deneme amaçlı bikaç magnetle başladım işe. Çok güzel olduklarını iddia edemem ancak elim alıştı.
         
                                                                             
                                                      

Bunlardan sonra Cemremin istediği minnie mouse'lu kapı süsüne başlicam. Araya katıldığım motif etkinliğinin bu ay ki motiflerini de sıkıştırdım, onlarda bitti ve Elif'e gitmek üzere benim yollamamı bekliyorlar bir köşede. (gezmekten fırsat bulursam yollicam.)



Son olarak daha önceki yazılarımda görebileceğiniz bir Lokken şal vardı, anneme vermiştim o kullanıyordu, geçenlerde dişçisi görmüş çok beğenmiş ve istemiş şimdi de ona başladım, şuan elimde ki iş bu...


Lokken Şalımıda oğlumun izin verdiği kadar kısa bir sürede bitirmeye çalışıp önce keçeden kapı süsü sonra da Zehrama kardeşimin istediği yeleği başlayacağım inşallah. Şimdilik benden bu kadar kızlar, öpüldünüz:)